15 Kasım 2015 Pazar

Maymun Tuzağı

15 Kasım 2015 Pazar

Maymun
Afrika ve Orta Asya ülkelerinde, genellikle Hindistan'da maymunlar şehir merkezlerine daha yakın yerlerde yaşarlar. Bunun sonucu olarak da evlerde veya tezgahlarda yiyeceklerinizin maymunlar tarafından çalındığına rastlayabilirsiniz. Buralarda yaşayan halkta bu gibi sorunlar çıkaran maymunları yakalamanın akıllıca bir yolunu bulmuşlar.

Bir hayvanı tuzak hazırlayarak yakalamanız mümkündür, fakat bu hayvanı 2. defa aynı tuzakla yakalama olasılığınız biraz düşüktür ve maymun gibi zeki hayvanlarda ise bu ciddi oranda azdır. Zeki dediğimiz maymunlar bahsedeceğim tuzak sayesinde rahatlıkla yakalanabiliyorlar. Bu tuzakta yöntem olarak maymunun aç gözlülüğü kullanılıyor.

Maymun Tuzağı
Maymun tuzağı, benim gördüğüm en ilginç tuzaklardan bir tanesi. Hindistan cevizine maymunun eli açıkken girebilecek şekilde küçük bir delik açılır. Sonra içerisine maymunun sevdiği tatlı bir yiyecek konulur. Maymun bunun kokusunu alır ve yaklaşır. Daha sonra yiyeceği almak için elini içeriye sokar, yiyeceği avucuna alıp çıkarmaya çalışır. Maalesef, maymunun eli yiyecekle beraber dışarı çıkamaz. İlginç olan şu ki, maymun avcının üzerine geldiğini gördüğü halde yiyeceği bırakıp kaçmaz ve yakalanır. Oysaki yiyeceği bıraksa eli oradan rahatlıkla çıkabilecektir. Şimdiye kadar bunu başarabilen maymun hiç görülmemiş.

Buradan görmüş oluyoruz ki maymunlar çok açgözlü hayvanlardır :) Aslında buna benzer olayları günlük hayatta bizlerde yaşamaktayız. Bize güzel görünen şeyleri, faydalı olmamasına rağmen bırakmakta zorluk çekeriz. Buna cesaret etmekte büyük bir beceridir. Unutmamalıyız ki her güzel görünen şey iyi sonuçlar doğurmayabilir.



25 Eylül 2015 Cuma

Çok Bilinmeyenli Denklemlerin Çözümü

25 Eylül 2015 Cuma
Matematik
Orta okul yıllarım da her öğrenci gibi ben de matematik denklemleri ile istemesem de tanışmak zorunda kaldım :) Bu denklemler genelde 2. dereceden denklemler ve 2 bilinmeyenli idi. Benim bahsedeceğim ise 1. dereceden denklemlerdir.

Şimdi bu basit denklemlerle bir tane örnek yapıp sizlerin hafızasından silinen konuları tekrar hatırlatmak ve yazacağım konuyu anlamanızı sağlamak istiyorum.

Tam sayılar kümesinde x+y = 5 ise bu denklemdeki x ve y değerleri sonsuz tanedir. Çünkü, x, y ikilisi 2'ye 3, 1'e 4 veya 100'e -95 ikilileri olabilir. Bir denklem daha yazarsak sonsuz çözümün oluşmasını kısıtlayabiliriz. Yani denklem sayısı bilinmeyenlerin sayısından az olursa olmaz. Siz yazıyı bir okuyun anlamadığınız yeri bana sorarsınız :)

Sorumuz şöyle olsun. x+y = 5 ve 6x+y = 20 'dir. Şimdi, burdaki x ve y değerlerini bulabilmemiz için iki denklemi ortak çözmemiz gerekir. İki denklem ve iki bilinmeyen olduğuna göre artık x ve y'nin tek bir değeri olmalı, ilk örnekteki gibi sonsuz değerler çıkmayacaktır.

ÇÖZÜM :
2 bilinmeyenli denklem

Peki bu denklemler 3 ya da daha çok bilinmeyenli olsaydı nasıl çözebilirdik?

Bunun için farklı farklı yöntemler bulunmuştur. Benim bildiğim iki yöntemi sizlerle paylaşacağım.

1. Yöntem : Eşelon( Echolon) Matris Formu veya Elemanter Satır İşlemleri

Bu yöntem de matrislere ihtiyacımız olacak ve matrise bilinmeyen değerlerin katsayılarını yerleştireceğiz. Sonra satır işlemlerimizi yapacağız. Şimdi adım adım denklem sistemimizi çözelim.

ÖRNEK :
3 bilinmeyenli denklem
Amacımız, yerleştirdiğimiz x, y, z katsayılı matrisi birim matrise çevirmeye çalışmak olacaktır.

NOT : Birim matrise çevirme işlemin de her türlü satır işlemlerini yapabilirsiniz. İster 2. satırla 1. satırı toplayın, isterseniz de 2. satırla 3. satırı toplayın ya da satırları birbirleriyle yer değiştirin. Birim matrisi bulduğunuz müddetçe sonuç değişmeyecektir.

Echolon Matris

1. Adım

Birinci, ikinci ve üçüncü denklemlerdeki katsayıları matrise yerleştirdik.

2. Adım


(1 numaralı matriste yapılan işlemler!!!)
1. satırı eksi ile çarpıp 2. satır ve 3. satır ile topladık.

3. Adım

(2 numaralı matriste yapılan işlemler!!!)
2. satırı eksi ile çarpıp 1. satıra ekledik. Sonra 2. satırı (-2) ile çarpıp 3. satıra ekledik ve 3. satırı (-1) ile çarptık.

4. Adım

(3 numaralı matriste yapılan işlemler!!!)
3. satırı (-2) ile çarpıp 2. satıra ekledik. Sonra 3. satırı 1. satıra ekledik.


Bulduğumuz x,y,z değerlerini verilen 3 denklemden birinde yerine koyarak deneyebilirsiniz.

2. Yöntem : Cramer Kuralı

   Cramer kuralı 1. yönteme göre daha basit bir yöntemdir. Verilen katsayılar matrisimizin determinantına detA deriz. Ayrıca detX, detY ve detZ'yi hesaplarız. Mesela detX'i hesaplarken 1. sütun yerine çözüm elemanları yerleştirilip determinant hesaplanır ve x = detX/detA olur. detY içinde 2. sütun yerine çözüm elemanları yerleştirilip determinat hesaplanır. Kaç bilinmeyen varsa böyle uzar gider.

3 bilinmeyenli denklem
   Şimdi aynı örneğimizi birde bu yöntemle çözelim. Resimlerden ne yapmaya çalıştığımı anlayabileceğinizi düşünüyorum :) Yazılı anlatım zor oldu resimle daha açıklayıcı olur umarım.

Cramer kuralı

   Zamanında Mimar Sinan'ın Selimiye Camii'nin kubbesini o genişliğe oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi matematiğin bilinen 4 ana işleminden farklı beşinci bir işlem yaratarak çözdüğü söylenir. Bu bir söylenti olabilir, fakat ben yinede Mimar Sinan'a güveniyorum, bir doğruluk payı vardır :)

   Bu yazımdan da bu kadar. Biliyorum okurken biraz kafanız karıştı :)

2 Bilinmeyenli Denklemin- Elemanter Satır İşlemleriyle Çözümü

Echolon matris formu


26 Ağustos 2015 Çarşamba

İnsan Zihnini Kontrol Etmek Mümkün müdür?

26 Ağustos 2015 Çarşamba

   Karşımızdaki kişinin düşüncelerini okuyabilmek isterdik değil mi? Sizce bu mümkün olmayabilir ama böyle bir şey var. İlginç yeteneklere sahip bazı kişilerin karşılarındaki insanların düşüncelerini okuyabildiği görülmüştür.

   Bu yazımda zihin kontrol ve hipnoz konularına değinmek istedim. İlaveten, hipnoz konusunda uzman kişileri derleyip, yazmayı düşündüm.

          "Kimin zihninizi okuduğunu bilemezsiniz? Onun için her zaman pozitif olun."

Hipnoz Nedir?

   Hipnoz bilinçaltında gerçekleşen yüksek bir iletişim biçimidir. Sandığımızın aksine uyumak değil, bir uyanıştır.

   Hipnozun gerçek olduğu bilinmektedir, çünkü hipnoz halinde olduğumuzu ölçen cihazlar vardır. Hipnozda olduğumuz, beynimizde oluşan dalgalara göre anlaşılmaktadır.

"Hipnoz işe yarıyor, Transın gücü artık inkar edilemez..." - Stanford Üniversitesi

Kimler hipnoz edebilir veya hipnoz olabilir?

   Hipnoz yapanlara mentalist veya hipnozcu deriz. Halk arasında büyücü veya sihirbaz denebilir :) Aklı yerinde olan yani şizofrenik vb. gibi hastalıklara sahip olmayan herkes hipnoz edilebilir. Fakat, kimse sizi kendi isteğiniz ve izniniz dışında hipnoza alamaz. Eğer sizi hipnoza alabiliyorsa bu demektir ki sizin bilinçaltınızda buna bir yatkınlık vardır. İstemediğiniz halde bir teröriste dönüştürülemezsiniz. Fakat, bilinçaltınıza bu kavram güzel bir şekilde yerleştirilirse, Allah korusun terörist olmaya sıcak bakabilirsiniz :)

   İnsan vücudu elektro kimyasal bir sistemdir. Bu yapıyı etkilemek çağımızda çok kolaydır. Bazı kimyasal maddeleri almış insanlara belirli komutlar verildiğinde, sorgulamadan belirli süre boyunca komutları yerine getirme isteği oluştuğu gözlenmiştir.

   Kişi ikna ve telkinle istekleri dışında belirlenmiş bir davranışa yönlendirilebilir ve kişi psikolojik savunma mekanizmalarından mahrum bırakılarak, düşünce yapısı sarsıldığında ikna ve telkine açık hale getirilmiş olur. Bunların yapılabilmesi için beyin yıkama seansları, kimyasallar, elektromanyetik dalgalar ve hipnoz gibi yöntemler uygulanmaktadır.

   Amaç, beynin normal dengesini yıkıp yepyeni bir yapı kurmaktır.

   Her düşüncenin kendine ait elektromanyetik bir alanı vardır ve elektriksel bir alan oluşturur. Ne mi yapar? Varlığa yansımayı bekler. Belli bir potansiyele geldiği zaman nesnel dünyaya yansır. Bu açıdan düşünceler gerçekliğin tohumlarıdır.

   Şuan ki bilgi çağımızda beyin kontrolü elektro manyetik dalgalarla yapılıyor. Yapılan bir deneyde kafasına elektrot koyulan bir boğaya uzaktan sinyal gönderilip düğmeye basılıyor ve kırmızı bir bezin peşinden koşan boğa birden duruyor ve tekrar düğmeye basılınca boğa tekrar koşmaya başlıyor. Herkesin bildiği gibi boğalar kırmızı renk görünce sinirlenip ona doğru koşarlar. Bakın, bir düğme ile koskoca boğayı nasıl da durdurabiliyorlar!

   Bu bir insan veya bir hayvan olabilir, kimyasal maddelerle, elektro manyetik dalgalarla veya sözler ile canlılar hipnoz edilebilir.



   İnsan ruhu insanın kavrayamadığı ve bilmediği bir çok özelliği barındırmaktadır. Örneğin; insanlar telepati adı verilen yöntemle bir başka insanın aklından geçenleri okuyabilmektedir. Durugörü adı verilen yöntemle, daha doğrusu bu bir yetenektir, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen olay tıpkı televizyondan seyreder gibi görülebilmektedir. İnsan ruhu zamana bağlı değildir. Bu yüzden geçmiş ve geleceği dini sınırlar içinde görebilmektedir ve yakın geleceğimiz hakkında bize bilgiler verebilmektedir. Çünkü bu kişiler sahip olduğu ruhi özelliklerini kullanabilmektedir. Ancak bu kabiliyetlere sahip insan sayısı çok azdır. Bu yüzden bu insanlar toplumda diğerlerine göre farklı bir konumdadır. (Ben bir kaç sene önce, bu tarz bir kişiyle tanışmıştım.)

   Amerika gibi ülkeler bu kişileri CIA'de istihbaratta veya suçlunun yerini bulmada kullanıyor.

   Şimdi size bu tip kişileri bulabileceğiniz bir Türk sitesinin adresini vereceğim. Belkide bu site dünyadaki tek örneği olabilir. Çünkü bu sitede kayıtlı kişiler önsezilerini önceden siteye yazıyor. Mesela bir uçak kazası olacağını hissetti ise bunu siteye kaydediyor ve bu olay gerçekleştiğinde sitede önsezisi yayınlanıyor. Bu kişiler olayların gerçekleşeceği zamanı da belirtiyorlar.

Gizemli öngörülerin kayda alındığı site

evrenindili.com


   Büyük şehirlerde sosyal medyalardan da tanınan bir çok kişi hipnoz eğitimleri vermektedir. Alacağınız eğitimler gelecekte iş ve aile yaşamınızda olumlu etkilere sebep olacaktır. Eğitimleri almak isteyenler yüksek bir meblağı gözden çıkarmak zorundadır. Benim araştırdığım kadarıyla hipnoz eğitimleri 1000 tl ve 5000 tl arası değişiyor. Her eğitimin farklı müfredatı var. Kimisi hafta içi kimisi de hafta sonu 3-4 saat boyunca olabiliyor. Bir günde tamamlanan eğitimlerde mevcuttur. Bunlarda yaklaşık 500 tl civarında olabiliyor.

   Temel eğitimlerde, sizlere hipnoza alma becerileri kazandırılıyor. Hipnoz eğitimleri ile bireylerin değişimi, psikolojik sorunların iyileştiği gözlenebilmiştir.

Telkin nedir?

   Telkinin sözlük anlamı bir duyguyu, bir düşünceyi aşılamak, belleğine sokmaktır.
   Bir kişinin bir başka kişi üzerindeki etkisi değildir. Aslında etkiler, ama kişinin içindeki duygulara göredir. Yazının başında da dediğim gibi yapılan bir telkin duygu olarak size ağır basıyorsa siz onu yaparsınız, fakat birisini öldürmek için yapılan bir telkin, eğer içinizde böyle bir duygu yoksa sizi etkileyemez. Sadece telkin sizin duygularınızı ortaya çıkarır.

   Bu yöntem nerelerde kullanılabilir? Siyasette, şarkılarda, filmlerde, reklamcılıkta kullanılabilir. Bir milletvekilide kendi düşüncelerini bizlere kabul ettirebilmek için bu yöntemlerden faydalanabilir ve televizyonlar yoluyla halkımız etki altına alınarak başka kişiliklere dönüştürülebilir. Ama bu etik değildir.

   Hayatımızın her anında da telkinler hep vardır.

Neden hipnoz öğrenmeliyim ve hipnoz ne işe yarar?

   Hipnoz ve telkin yöntemleri işlerinizde başarıyı artırabilir, daha mutlu bir hayat yaşayabilirsiniz. Yazımda bahsetmediğim 'NLP' teknikleriyle de ezberleme yeteneğinizi artırabilirsiniz.

   Hipnoz, telkin gibi eğitimlerin genelde usta çırak yöntemiyle öğrenilmesi gerektiği söylenir. Yani tek başınıza çok az yol alırsınız.

   Spor takımlarının ünlü oyuncuları, liderler, sanatçılar ve farklı branştaki kişilerin birçoğu hipnoz desteği almaktadır. Özellikle de televizyon yayını yapanların öğrenmeleri gereklidir, çünkü milyonlarca kitleye hitap ettiklerinden insanları olumlu veya olumsuz etkileyebilirler.

   Bu teknikleri en çokta reklam piyasası kullanıyor. Mesajları sürekli tekrarlayarak beynimizde iz bırakıyorlar ve bizde ürünü satın alma hissi oluşturuyorlar.

   Benim bu yazımda anlattığım tüm teknikler zihin kontrol için en basit yöntemlerdir. Tahminen, devletlerin bizim bilmediğimiz, aklımızın da alamayacağı birçok tuhaf araştırmaları ve projeleri mevcuttur.

   Tanınan hipnoz eğitmeni ve mentalistlerin bazılarını biraz araştırdım. Detaylı olmasa da sizlere onlardan bahsetmek istiyorum.

Lior Suchard?


Lior Suchard

   Bu kişiyi 'Yetenek Sizsiniz Türkiye' yarışmasından tanıyanlarımız olabilir. Lior SUCHARD ilk sıralarda gelen bir mentalisttir. Kendisi İsrail Tel Aviv'lidir. Bill GATES, Bill CLINTON, David BECKHAM ve Leonardo DiCaprio gibi ünlülere gösteriler yapmıştır.

lior,gates,beckham,dicaprio

   Birkaç sene önce Lior Suchard, Jay Leno'nun sunduğu 'Tonight Show'da Jay Leno ve Kim Kardashian'a bir gösteri yapmıştır.



Mehmet Başkak?

   Kendisi Malatya'da doğmuştur. Hipnoz uzmanı ve uzman klinik psikologdur. Ülkemizde birçok üniversitede gösteriler ve konuşmalar yapmıştır.



Hakan Mengüç?


Hakan Mengüç

   Bursa doğumludur. Yazar ve eğitmendir.



Dr. Milton Hyland Erickson?


Dr. Milton Hyland Erickson

   Amerika'nın Nevada eyaletinde doğmuştur. Dünyanın en önde gelen hipnoz uygulayıcısı ve öğretmeni olarak bilinir.

   Erickson yemek yerken, tuz gerektiğinde bunu kimseye söylemeden de onların bile farkına varamayacağı şekilde tuzu birilerinin elinden almayı başarırdı. Sofrada bulunanlardan biri ne olduğunu anlamadan ve bunu niye yaptığını anlamadan birden bire kendini Erickson'a tuzu uzatırken bulurdu. O, büyük bir ustalıkla konuşmalarının içine "tuzu bana uzatır mısın" telkinini gizlice yerleştirirdi. Bu gizli telkini, tuzu uzatan kişinin bilinçaltı algılamaktadır.


Hipnoz ile İlgili Kitaplar

  • Milton H. Erickson ile Terapi Semineri
  • Bilinçli Hipnoz - Ali Eşref Müezzinoğlu
  • Akıl Okuma Sanatı - Henrik Fexeus
  • İkna Dehası - Stuart Diamond

(Bu kitaplar almayı düşündüğüm kitaplardır. Kitapların kalitesi hakkında fazla fikrim yok.)
Bakınız: Sesler yaşamımızı nasıl etkiliyor

16 Temmuz 2015 Perşembe

Işık Hızı ve Kütle Çekimi - Hangisi Daha Hızlı?

16 Temmuz 2015 Perşembe

Sizce kütle çekimi ışık hızına göre ne kadar hızlıdır?

Bir okyanusun ortasında kendinizi sandalda dinlenirken düşünün. Gökyüzünde dolunay var ve gelgitten dolayı okyanus suları yükselmiştir. Ay'ın birdenbire ortadan yok olduğunu varsayalım. Şimdi çok garip bir şey olacaktır. Newton Yasası, Ay'ın kütle çekiminin yok olması nedeniyle, siz Ay'ın kaybolduğunu görmeden yaklaşık bir buçuk saniye önce suların alçalmaya başlayacağını öngörmektedir. Yani su bir buçuk saniye önce çekilmeye başlıyormuş gibi görünecektir.

Ay
  Newton'a göre bunun nedeni, Ay ortadan yok olur olmaz kütle çekiminin de o anda yok olacak olması, kütle çekiminin yokluğu sonucunda da suların hemen çekilmeye başlayacak olmasıdır. Ama ışığın Ay'la Dünya arasındaki 380.000 km mesafeyi kat etmesi bir buçuk saniye alacağından, siz Ay'ın kaybolduğunu hemen göremezdiniz; Ay gökte pırıl pırıl parlarken sular çekiliyor gibi görünürdü. Yani Newton'un yaklaşımına göre kütle çekimi bizi ışıktan önce etkiler. Ama Einstein bunun doğru olmadığından emindi. 1907'de Einstein özel görelilikle çelişmeyecek bir kütle çekimi kuramı formüle edebilmek için aralıksız çalıştı. Einstein sonunda bir problem bulmuştu ve çalışmasını 1915'te nihayet ortaya çıkardı.

"Aslında kütle çekimi iki cismin birbirini çekmesi değildir. Newton fiziğine göre bu böyledir. Einstein'ın görelilik teorisi göstermiştir ki kütle çekimi cisimlerin birbirine kuvvet uygulaması değildir. Kütle çekimi dediğimiz olay, uzay-zaman dokusunun bükülmesiyle ilgilidir."

12 Temmuz 2015 Pazar

Matematiksel Zeka Oyunu "Hanoi Kulesi"

12 Temmuz 2015 Pazar

  Hanoi kuleleri bir matematik oyunudur. 1883'te ünlü Fransız matematikçi "Edouard  Lucas" tarafından bulunmuştur. Oyunda 3 direk ve farklı boyutlarda diskler bulunur.
Hanoi Kuleleri

Oyunun kuralları:

  • Büyük bir disk küçük diskin üzerine yerleştirilemez.
  • Her hamlede sadece bir disk taşınabilir.
  • Disklerin başlangıçtaki dizilimi, başka direğe aynı şekilde taşındığı zaman oyun biter.
Oyunda en kısa hamle 2n-1 formülüyle çözülür.

En kısa çözümler:

Hanoi Kulesi
  • 3 disk = 7 hareket
  • 4 disk = 15 hareket
  • 5 disk = 31 hareket
  • 6 disk = 63 hareket
  • 7 disk = 127 hareket
  • 8 disk = 255 hareket


Bu oyunda görüldüğü gibi disk sayısı arttıkça çözüm için gereken en kısa hamlede formülden çıkan sonuç kadar artıyor. Bir rivayete göre, oyunda eğer 64 disk varsa bunun çözümü için insanın ömrünün yetmeyeceği söyleniyor. 64 disk için en kısa çözüm 18,446,744,073,709,551,615 hamledir. Oyuncunun saniyede bir hamle yaptığını varsayalım, geçecek tahmini süre 500 milyar yılı bulacaktır.  

         Oyunu oynamak için buraya tıklayınız.



22 Mayıs 2015 Cuma

Elektrik Alan ve Manyetik Alan Arasındaki İlişki Nedir?

22 Mayıs 2015 Cuma

Elektrik Alan

   Yünlü kazağınızın çıtırdaması ve halı kaplı bir odada yürüdükten sonra metal bir eşyaya dokununca elimize elektrik atlamasına neden olan şey nedir? Manyetik alanlar tanıdığımız türden alanlardır, fakat Michael Faraday bir başka alanı daha incelemiştir. Elektrik alan.


   Alış veriş merkezlerinde gördüğümüz metal detektörler nasıl oluyor da bize dokunmadan çantamızdaki veya cebimizdeki metal eşyaları bulabiliyor. Veya  MR cihazları vücudumuzun içini çekebiliyor. Ve pusula iğnesi nasıl oluyor da onu iten bir şey olmadığı halde dönüp kuzeyi gösteriyor. Pusula sorusuna cevap, yer kürenin bir manyetik alanı olduğudur.

Elektrik alan ve Manyetik alan

   Fırtınalı bir havada şimşek çaktığı anda veya bir yere yıldırım düştüğünde pusula iğnesinin hareket ettiğini görebilirsiniz. Çünkü elektrik alan ve manyetik alan birbiriyle ilişkilidir. Bir elektrik alandaki değişiklik yakındaki bir manyetik alanda değişikliğe neden olur, ve bu değişiklikte elektrik alanda değişiklik yapabilir.


James Clerk MaxwellMichael Faraday   Michael Faraday'ın en önemli atılımı alan kavramıydı.ilk kez elektriği, manyetizmayı ve bunların yakın ilişkilerini kavramamızı sağlayan James Clerk Maxwell, on binlerce deney yapan Michael Faraday'ın çalışmalarını inceleyerek geliştirmiştir. Maxwell daha önceleri birbirinden ayrı olarak düşünülen elektrik ve manyetik alanların, aslında aynı fiziksel varlığın değişik yönleri olduğunu göstermiştir. Maxwell bu karşılıklı ilişkinin matematiksel temellerini buldu. Denklemler, elektrik ve manyetik alanların ayrılmaz biçimde iç içe girdiğini gösterdiği içinde bu alanlara elektromanyetik alanlar ,uyguladıkları etkiye de elektromanyetik kuvvet adı verildi.


Necmettin Erbakan bir konuşmasında manyetik alandan bahsediyor. Güzel bir konuşma, dinlemenizi tavsiye ederim. 

25 Nisan 2015 Cumartesi

Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!

25 Nisan 2015 Cumartesi
Soma İçin Bir Olduk:  Anka Küllerinden Yeniden Doğan bir Kuştur...
Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.
Soma’daki faciada 301 işçimizi kaybettik, olaydan yaklaşık 5 bin çocuk etkilendi. “Benim adım Esma, benim adım Sıla, benim adım Dilara, benim adım Abdurrahman… Biz bir robot yaptık. Grubumuzun adı Anka oldu. Anka küllerinden yeniden doğan bir kuştur.” Bilim Kahramanları Derneği’nin projesiyle çocuklar, bilim ve teknolojiyle meşgul oldular, acılarından biraz uzaklaşıp normal hayata döndüler.
Bilimi yaşatanlar Soma'da!

Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.
Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

7 Nisan 2015 Salı

En Büyük Asal Sayı Kaçtır?

7 Nisan 2015 Salı

   Asal sayılar matematikte senelerce uğraşılan bir konu olmuştur. Son zamanlarda asal sayılar benimde ilgimi çekti. Biraz araştırıp nedir, ne işe yarar öğrenmek istedim. Bir şifreleme bilimi olan kriptoloji bilimine rastladım. Asal sayılar da genelde şifreleme de kullanılır.
Asal Sayılar

   Bankalar, askeriye gibi bir çok yerde bilginin gizliliği açısından kriptoloji bilimine ihtiyaç duyuluyor. Şifreleme 3 çeşit algoritmayla yapılır. Şifreleme, anahtarlama ve çözümleme gibi. Bunlara pek girmeyeceğim. Belki ilerde değinirim bu konulara da. Araştırmak isterseniz en etkili olan RSA şifrelemeye bakabilirsiniz. RSA, çok büyük tam sayıları çarpanlarına ayırmanın algoritmik zorluğuna dayanır. Asal sayılar kullanılarak daha güvenli bir yapı oluşturulmuştur. Artık büyük çoğunluk internetten alışveriş yapıyor ve alışveriş sitesindeki bir köşede SSL yazısını görmüştür. Peki bu ne? Açılımı "Güvenli Giriş Katmanı" demektir. Biz sitelerde alışveriş yaparken server ile internet tarayıcımız arasındaki iletişimi şifreleyip güvenliğimizi sağlar. Yani bilgilerimiz dışardan bakan biri için anlamsız hale dönüştürülür. Ama malesef her ortamda istenildiğinde bilgilerimiz çalınabilir. Sadece bunu bulmak uzun sürer. 

   Güvenlik ne kadar gelişirse bilgiyi çalmakta o kadar zorlaşıyor. Buda en büyük asal sayıya dayanıyor. Eğer en büyük asal sayıları bulup bunlarla şifreleme yaparsak, tabi ki çözmesi imkansız derecede olacak. En büyük asal sayıyı bulmakta da bilgisayarlar sağolsun bayağı yardımcı oluyor. Bende bunun için bilgisayardan program yapıp bulmayı denedim. İnsanın ilk aklına gelen şey örnek vererek anlatayım. Mesela 100 sayısının asal olup olmadığını anlamak için 1 ve kendisi dışındaki sayılara bölünüp bölünmediğine bakmam yeterli. Çünkü asal sayı buna deniyor. Eğer 1'den kendisine kadar olan herhangi bir sayıya bölünüyorsa asal değil deriz. Fakat bir milyon basamaklı sayının asal olup olmadığını bulmak o kadar da kolay bir şey değil. (Dikkat! Sayı olarak bir milyon demedim, bir milyon basamaklı sayı :D) Çünkü bilgisayar tek tek o sayıya kadar olan bütün sayıları deneyecek. Bu da çok çok uzun sürecek bir iştir. En büyük asal sayının 17.425.170 basamaklı olduğunu öğrendiğimde bütün umudum gitti. Çünkü bunu, kurdukları 360 bin işlemciye sahip, saniyede 150 trilyon işlem yapan bilgisayar ağıyla yapmışlar. Benim bilgisayar saniyede kim bilir kaç işlem yapıyor :) Bulunan bu asal sayı Mersenne Primes sayılarının 48.'sidir. Missouri Üniversitesi'nden Dr. Cooper tarafından keşfedilmiştir.
Bakınız: Petaflop makineler

   Bir sayının asal olup olmadığını anlamak için o sayıya kadarki bütün sayıları denememize gerekte yok aslında. Birçok algoritma var daha çabuk sonuca ulaşmak için. Bir iki yönteminden bahsedeyim. Eğer sayı 2 ye bölünmüyor ise 2'nin katlarına da asla bölünmez. 101 sayısına bakacak olursak. 2 ye bölünmüyor, yani 4, 6, 8, 10, 12 gibi sayılara bakmaya gerek yok. Bu bize zamandan yarı yarıya tasarruf sağlar. 2 ve 3'e bölünüp bölünmemesini sınayarak yaparsak da daha kazançlı olacak gibi. Son olarak sayının karaköküne kadar olan sayılara bakarakta asallığı test edebiliriz. Ör: 124 sayısı için 12'ye kadarki sayılara bakmak yeterlidir. Bütün asal sayıları sırayla veren bir formül henüz bulunmuş değil.
Umarım siz bulursunuz.

1 Nisan 2015 Çarşamba

Sesler Yaşamımızı Nasıl Etkiliyor?

1 Nisan 2015 Çarşamba
Gün batımı
Ses Frekansları ve Etki Alanları

Ses nedir?

 ‘Her şey zikreder ancak siz bilemezsiniz,’ ayeti çerçevesinden bakarsak her şey gibi ses de dalga yapısına sahiptir ve basınç dalgaları şeklinde yayılır. Duyma eşiğimizde olan dalgalara ses diyoruz. Tabiî algı sınırımızın dışında fark edemediğimiz sesler de var. Bunlar algı düzeyimize yansımadığı için yokmuş gibi geliyor. Çünkü o türden bir zikir duymadık. Farkındalık alanımızda tanımlanmadı. Orada olmadığından değil bizim nakıslığımızdan ses orda ama tanımlanamadı.

Peki algıları oluşturan nedir?

Genetik kültür ve öğrendiklerimiz algı filtrelerini oluşturur ve biz buna göre bir varlık okuması belirleriz. (kişilik) Her canlının duyabileceği minimum ve maksimum ferakansları vardır. Frekans, bir saniye içinde geçen dalga tepesi sayısıdır. Bazı duyum eşikleri:

Megafon

İnsan: 20 hz – 20 khz
kedi:100 hz – 60 khz
köpek: 50 khz’e kadar
fare: 1 – 100 khz
kuş: 100-29.000 hz
balık: 200-800 hz
fil: 1 hz – 20 khz



Tayin olunan eşiğin altındaki ve üstündeki sesler duyulmaz. Bu insan için de geçerlidir. İnsan belli sınırdaki sesleri duyabilir. Bunun fiziksel tespiti budur.

Tespit olunan ve şu an için deneyimlediğimiz bu sınır fiziğin tespit edebildiğinden mi ibaret?

Sınırları biraz zorlayalım. Aslında insan sınırlı duyuları ile fark edemediği varoluş düzleminde, her şeyle irtibat halinde ve bu sürekli olmakta. Şu anda belki algıları ile tanımlayamıyor. Ancak bu etkileşime engel değil. Kaynaklarda bunlar çok farklı isimlerle temsil edilmiş. (melekler, hüddamlar, kelimeler, sayılar, harfler, cinler ve şeytanlarla temsil edilen boyutlar ve kokular, elektromanyetik alanlar, renkler, vs.) Belki biz de bunların her an telkinleri ile karşı karşıyayız. Seçimlerimizi farkında olmadan algı filtrelerimize göre yapıyoruz. Belki de görüyoruz farkında değiliz, tanımlayamıyoruz ama etkileniyoruz. Hz İsa’nın (ruhullah) dediği gibi: “Gördükçe göreceksiniz ama seçemeyeceksiniz. İşittikçe işiteceksiniz ama anlamayacaksınız. Çünkü bu kavmin yüreği kalınlaştı.”

Menfi ve müspet boyutlara ait sesler bizi nasıl etkiliyor? Herkes etkileniyor mu?

İnsanın etkilenmediği hiçbir şey yok. Çünkü kâinatın fihristi ve bu holografik yapıda en kuşatıcı tanımlayıcılarla donatılmış (halifeyi ruy-i zemin). Kâinatta ne varsa insanda var. Dışarıda ne varsa içeride ona ait alıcılar tanımlayanlar var. Kuşatıcı kanalımızı temsil eden ve bilinçaltı diye ifade edilen yapı, her veriyi algılama ve tanımlama üzere programlanmıştır. Fakat bilince yani farkındalığa (bize ait nesnel dünyaya) yansıması tamamıyla öğrendiklerimizle alakalı. Bilinçaltına gelen veriler, farkındalık düzeyine yansıdığında deneyim, tecrübe ve çıkarımlar ile bilinçaltına yeniden kodlanır, formatlanır ve artık farkındalık bu kodlamaya göre belirlenmiş olur. Bilinçaltının en önemli özelliği kodladığı veriyi genele yansıtmasıdır. Dışarıdaki verilerin sınırlarını tayin eden önceki farkındalık düzeyinde edindiğimiz tecrübe ve deneyimlerdir. Artık bu bizim için genel geçer bir kuraldır. (Kulum beni nasıl bilirse ben ona öyle muamele ederim.)


Genetik biliminin paradigmalarını sorgulatan bir olay Hindistan’da gerçekleşmiş. Bir çocuk o kadar çok kertenkelelerle hem hal ki. ömrü hep onlarla geçiyor. ve kuyruğu kopunca tekrardan çıktığına defalarca şahit oluyor. Bilinçaltına işlenen veri bu noktadan sonra şu: kopan kuyruğun yerine yenisi gelir. Bu veri  defalarca gerçekliğe yansıyor ve çocuk her kuyruk kopmasında buna şahit oluyor. Bilgi gözlemle daha da kesinlik kazanıyor. Evet, bu böyle kopan şeylerin yerine yenisi gelir. Başka ne olabilir ki? Bilim adamları şimdi bu çocuğun DNA’sını inceliyor. neden mi? Bir kazadan dolayı ayağı kopmuş fakat iki sene sonra kopan ayak yerine yenisi gelmiş.

Gerçekten inanırsanız üstün olan sizsiniz. Gerçekten inanarak dua ederseniz dağlar yerinden parçalanır manasındaki hadisi şerifi yeniden tefekkür edelim. İnandıklarınızı bir kere deneyimlerseniz artık sizin sınırınızda ve normaldir. Fakat varlık sıradanlığa izin vermeyecek ölçüde sınırsız ve çeşitlidir. Her an bir şeen. Bu bağlamda bilginin kemali, dönüşümü deneyim iledir. Her şey dönüşebilir. En kötü olan bile dönüşebilir. Gübrenin güle, toprağın insana dönüşmesi gibi. Bu dönüştürücü güç Hz. İnsan sırrına aittir. Fakat bu tür bir kudrete sahip olmasına rağmen kulluktaki marifeti ile bunu gerçekleştirmez. Böyle bir halden istiğnadadır. Kader yani programa tesir etmez. Olanla uyum içindedir. Tecelliye tabidir. Bu tabiyettir ki rızayı celb ettirir. ve rıza merkez bilincinin tohumudur. O bir tür simyacıdır. Zehir ve panzehir bilgisi ondadır. Celal ve Cemal.

Bu etkiler nasıl gerçekleşiyor ve bunu kimler nasıl yapıyor?

İnsan vücudu elektrokimyasal bir sistemdir. Bu elektrokimyasal yapıyı etkileyecek ve işleyişini sekteye uğratacak, bu yolla davranışları değiştirecek sistemler olabilirin ötesinde var ve kullanılmakta. Hiç uzağa gitmeyin. Her düşüncenin kendine ait elektromanyetik bir alanı vardır. Elektriksel bir alan oluşturur. Ne mi yapar? Varlığa yansımayı bekler. Belli bir potansiyele geldiği zaman nesnel dünyaya yansır. Bu açıdan düşünceler gerçekliğin tohumlarıdır. Talebin neyse osun sen veya o olacaksın. Kenan Rıfai İnsani kamilin talebi tüm insanlığı kapladığı için talebine icabet vardır.

Vesvasıl hannas kavramını biliyorsunuz, Nas suresinde. Fısıltılar şeklinde sürekli insan doğasına zıt telkinler veren bir yapıyı tanımlar. Fısıltılar önemli. Ses ve görüntü dosyalarına belli dalga boyu ile yüklenmiş telkinler vardır.

Ses frekansı

Nedir bu subliminal kayıt olarak tanımlanan gizli telkinler?

Genetiği oynanmış tohumlarla eş değer, hatta daha da tehlikeli. Bunlar hipnotik reklam başlığında reklam sektöründe kullanıldığı gibi müzik, sinema, en acısı çizgi filmlerde de kullanılıyor.

Bu teknikle ne yapılır?

Atomu Hiroşima’da ne yaptılarsa bu teknikle daha fazlasını yapabilirler. Allah korusun. Savunma sanayinde kullanılıyor. (psikotronik ve psikotropik teknoloji) Yunanca psişe ve elektron sözcüklerinden gelmektedir. Elektronlar ile insan zihnine dışarıdan yaptırılmak istenenin yaptırılması söz konusu.

Böyle bir etki ile işgal altındaki ülkedeki direnişçilerin savaştan vazgeçmeleri için holografik, görüntüler ve telkinler gönderilip sonuç alınabilir mi?

Bunları şu anda okuyanların araştırmasına bırakıyoruz. Örnekler o kadar çok ki. İnsanlar araştırsın subliminal ses kayıt tekniği ile psikotronik etkilerle nelerin yapıldığını. Bunlar bilinçaltı düzeyde çok etkili silahlar. Fakat işin ilginç bir yanı var. Bu araştırmaları yapan bilim adamlarının ortak görüşü bu etkilerden korunanlar ancak inanç sahipleri. Sadece ben inanıyorum değil? ‘Ey iman edenler iman edin,’ ayeti ile ‘şeytanın onlar üzerinde bir etkisi yoktur,’ ayetini tekrar tekrar hatırlayalım.

Farklı düzlemlerden gönderilen bu etkileri kırmada Kuran-ı Kerim çok etkilidir. Kuran ses ile diriltilen ve ses ile helak edilen kavimlerden bahseder. Bu kavimler kavramı beyindeki nöron ağları ile de bağlantılı mıdır? Onlara da bakar mı?

Kavim kıvam, ölçü, denge manası ile çağrışımlı. Denge üzere işleyen fıtrat belki bu tür etkilerle bozulabilir. Tabiî bozulan yapıyı yeniden inşa edenler de olacak. Mesala israfil’in borusu ile temsil edilen diriltici ses mürşidin sohbetidir. Hakk olan tarafta olacak.

Peki Kuran-ı Kerim’deki seslerin nasıl bir etki alanı var ?

Pakistanlı müslüman bir doktor deney yapıyor. Amacı şu: Kuran ayetlerinin biyolojik noktada insana etkisi nedir? 800 deneğe birbirinden farklı müzikler, sesler, tınılar dinletmiş. Bu arada denekler en üst düzeyde hassas alıcılara bağlı. Kandaki ph oranından beyindeki dalga boylarına, kalp atış ritminden aura fotoğraflarına kadar. Müzikler etnik, rock, new age, vs belli aralıklarla kısa kısa dinletiliyor. Aralarda Kuran’a çok yakın nağmeler dinletilmesine rağmen istisnasız hepsinde sıra Kuran’a geldiğinde biyoloji ve psişik veriler alıcılar tarafından optimum düzeyde tanımlanıyor. Olması gereken değerlere geliyor.


ALLAH ismini hastalarına tekrarlatan Müslüman olmayan fakat İslam üzerine yaptığı çeşitli araştırmaları ile tanınan bir psikolog var: Van der Hoven. "Allah" kelimesindeki her harfin hastalıklar için nasıl tedavi vesilesi olduğunu anlatıyor. Birkaç örnek verecek olursak: "Allah kelimesinin ilk harfi olan (A) harfi, solunum sisteminden direkt çıkıyor ve nefes almayı düzenliyor. Damaktan söylenen (L) harfi ise, dil hafifçe damağın üst kısmına dokunuyor, çene kısa bir duraklamayla birlikte aynı işlemi tekrarlıyor. İki (L) harfi olduğu için bu işlem nefes alıp vermeyi rahatlatıyor. (H) harfi çıkartılırken, akciğer ve kalp arasında bir ilişki oluşuyor ve işlem sonucunda kalp atışları düzeliyor.‘Kuran kalplere şifa, insanlara bir rahmettir,’ manasını tefekkür edelim.

Ses terapisinin kökeni titreşim yasasına dayanır. En yüksek yani insan ile en uyumlu frekans Kuran’dır. Fıtratın kendisi.Bio rezonans terapide kulaklık hoparlör ya da titreşim ileteçleri kullanılır. Belli dalga boyları amaca göre kanallara ki 12 ye kadar programlanır ve hiçbir operasyona gerek kalmadan vücuda akapunktur noktalarından da verilebilir. Çok yüksek etki alanına sahiptir.Bu dalga biçimleri minarelleri, amino asitleri, vitaminleri, zararlı maddelerle bağlantılı frekansların zehirli etkilerini tersine çevrilebilir. Her bakterinin, virüsün ferakansı tespit edilebiliyor ve onu yok eden anti frekanslar oluşturulabiliyor.

Kuran’daki her bir harf, her bir sure bu anlamda çok derin etkilere sahip. Hurufu mukkatalardan ha, mim, ayn, sin, kaf esmaları direk insanda tepe çakrasını aktive eder, yeni yaratımlara ve yeni ağların kurulum niteliğine sahiptir. Elif lam mim ra direk ön kortekste üçüncü gözde çekim alanı oluşturur. Celcelutiye denilen bir kitabı var Hz. Ali efendimizin. Burada bu huruflarla ilgili semboller ve hangi noktalara baktığı ile ilgili çok ciddi bilgiler var. Detaylarına burada girmek mümkün değil. Kaynak isteyenlere ibn Arabi’nin, Harflerin İlmi eserini tavsiye edebiliriz.

Doğadaki seslerin terapide ne gibi etkileri var?

Su sesi direk şifadır. Zaten şırıl şırıl akan suda ya şafi ya şafi esmasının zikrini duyabilirsiniz. Tıkanık enerjilerin açılmasında ve varlığa yansımamış soyut hakikatlerin somutlaştırılmasında su sesi çok etkilidir. Bu anlamı ile ‘Her şeyi sudan yarattık,’ ayeti çok tefekkür edilmeli. Yaratım su ile gerçekleşiyor sembol ilminde. Su, ilimi ve iletişimi temsil eder. İletişim sorunu olanlar su sesi dinlemeli. Hücreler arası iletişim ve maddi manevi detoks onunla olur.

Kuş sesleri esmaları temsil eder sembol ilminde. Süleyman’ın kuş dili bilmesi yani bütün esmalara cami olması ki ismi de zaten Besmele ile Kuran’da. Süleyman silimden gelir, barıştırmaktır. Seher vaktindeki o kuş sesleri bizde denge ve dönüşüme sebebiyet verir. Ölümden hayata geçişi anka kuşu sembolize eder. Ki mürşitte ölmüş kalplere nefes verir. Eski atıl enerjilerin bırakılmasında kuş sesleri çok etkilidir.

Rüzgâr keza öyle. En etkili seslerden biridir. Nefes sesi başlı başına bir konu. Vahy kelimesi bilirsiniz rih kökünden gelir ki o da rüzgâr esinti ile özdeştir. Rüzgâr sesi sizde yeni tohumlamalar yapar. Ruhun üflenmesi ilham kanalını destekler, hu esması.

Yunus sesleri özellikle dengelemede kullanılır. Enerji dengelemede anti strestir. Araştırma yapılmış kedilerin çıkardıkları sesler insanda kalp krizi riskini ve stresi engelliyor. Hatta o mırlamalarda ya rahman, ya rahim manalarını insanı kamiller bizzat duymuşlar. Onların zikirleri sanki insanda sevgi ve şefkat duygularını ön plana çıkarır.

Denizdeki dalga seslerinin arındırıcı özelliği vardır. Hayatınızı resetlemek istiyorsanız dalga sesi dinleyin. Geçmiş zararlı yazılımların hayra dönüşümü için en etkili seslerdendir. Tabiî doğadaki bu sesler tabiatullah’tan. Bir de doğayı var eden ruhullah’ın sesi var ki o kamillerin sohbetidir. O ses önce abdest aldırır ki, imam O’dur. Onun ardında kılınan namaz, sizi seslerin olmadığı ama tüm seslerin orası ile var olduğu vahdet alemine geçirir. Bunun adı varlık ağacının meyvesi olmaktır.

Peki isimler? İsimlerimizin de etkileri var mı?

‘Çocuklarınıza güzel isimler koyun,’ Hz. Peygamber’in tavsiyesidir. Harflerin de isimlerin de titreşimsel alanda psikolojimize etkileri vardır.

Harflerden örnek verirsek A sesi direk beyne etki yapar. Allah ismi A ile başlar. Arşı azama ulaşmak ancak Allah ile mümkündür. Ayrıca akciğerlerin üzerine de etkisi vardır. Hayatın sevgi ve sevinç kanalını akciğerler temsil eder, nefes oradan girer. Dikkat edin Aşk ile Mira. ancak O’nun iledir. Göğüs bölgesi aşkı, beyin ise arşı, ululuğu temsil eder. Yani insan camisinin şerefesidir. Beyin esmalar oraya kodlanmış. Oradan da ezan okunur. Bu ilahi bestedir. Ciğerlere çekilen aşk nefesi ile ancak yüksek ilimler, hakikatler bestelenir. A mistik bir ses. Alef ibranice, elif de arapçası.

B sesi en güçlü seslerden biridir. Kuran’ın bismillah, İncil’in (B'reshit) başlangıçta, Mesnevi’nin bişnev, Celcelutiye’nin bededtü. ile başlaması tesadüf değildir. B harfi teklikten varlığa geçişi sembolize eder. Potansiyellerinizi aktifleştirmek tohumlarınızın meyve vermesini istiyorsanız bismilah demelisiniz. Düalitik yapının içinde yani kesrette vahdeti yaşamayı sembolize eder. Hz. Ali onun için b sırrından bahseder.

Ha sesi boğaza etki yapar. Ses tellerinin güçlenmesi ve tiroid üzerine etki yapar. Boğaz çakrası iletişim kanalıdır. Ha  arapçada hayat ile özdeştir. Ha hayattır.

Bu sesler ister Kuran’da olsun ister kadim bilgelikte, her bir ses temsil edilen organ düzeyinde özel bir rezonansa sahiptir. Oradaki esmayı aktive eder. Her bir bölgeyi bir alemin giriş kapısı olarak düşünürsek 18.000 aleme ayna olan Hz. İnsan’ın esma sarmalından oluşan cem boyutunu hissedebiliriz. Onun sesi Hu’dur ki; duyulmaz. Ama bütün sesler onunla anlaşılır.


KUBİLAY AKTAŞ
http://kubilayaktas.com/index.php?cID=3&pID=2